| SEPETİNİZ |
| |
|
|
 |
|
| HAFTANIN YAYINEVİ |
| |
|
|
 |
|
| ÇOCUK KİTAPLARI |
| |
|
|
 |
|
|
|
Kültürel Melezlik |
|
| Piyasa Fiyatı : 10,00 - TL |
Avantajınız : % 35  |
| İndirimli fiyat : 6,50 - TL |
|
Kültürel melezlik üzerine bu küçük kitabımın Türkçeye çevrilmesi gerçekten çok yerinde bir iş oldu; çünkü en uzun imparatorluklardan birisi olan Osmanlı İmparatorluğu birçok kültürel melezlik örneği sunuyor. Bu örnekler arasında nesneler, uygulamalar, insanlar, kültürel dışalımlar ve kültürel dışsatımlar var. Bazı sultanlar Batı kültürüne aktif bir ilgi gösterdiler. Örneğin Fatih Sultan Mehmet, kendisinin yağlı boya portresini yapan Gentile Bellini ve yine madalyon biçiminde portresini yapan Costanzo da Ferrara gibi İtalyan sanatçıların hamisi idi. Bir keresinde Leonardo da Vinci'nin kendisine bir proje sunduğu II. Bayezid, Michelangelo'yu İstanbul'a davet etmişti. Veziriazamı İbrahim Paşa tarafından teşvik edilen Kanuni Sultan Süleyman, saltanatının ilk döneminde aralarında Venedik'teki bir atölyede yaptırılan taçlı miğfer ve dokumacılık yapma amacıyla İstanbul'a gelmiş Flaman dokumacılar tarafından üretilmiş duvar halılarının da bulunduğu Rönesans sanatının hamisi idi. Ne var ki, kültürel melezlik daha çok bireysel kararların sonucu değil, uzun vadede melezleşmeyi teşvik eden yapısal faktörler diyebileceğimiz gelişmelerin sonucuydu. Halkı ilgilendirdiği kadarıyla devşirme kurumu melezleşmeyi teşvik ediyordu, çünkü bu kuruma alınan çocuklar Osmanlı görenekleriyle eğitilmeden önceki yıllarını bir hıristiyan alt kültürün içinde geçiriyorlardı. Diğer melezler, örneğin 18. yüzyılın başlarında İstanbul'da ilk matbaayı kuran İbrahim Müteferrika (1674-1745) gibi hıristiyan dünyasından gelen 'dönmeler' denilen, bir başka deyişle müslüman olmuş tutsak kişilerdi. İbrahim Müteferrika Transilvanya'da doğmuş ve bir hıristiyan olarak yetişmişti, müslüman olduktan sonra önemli baskı altında olmasına rağmen inancını sürdürmüştü. Osmanlı İmparatorluğu'nda melez uygulamalar da önemliydi. Seçkinler arasında, özellikle edebi dilde, Türkçenin yanı sıra Farsça ve Arapça yaygın bir biçimde kullanılıyordu. Bu durum sonradan Türkçenin bu dillerin istilasına uğramasına yol açtı. Halk düzeyinse ise müslümanlar ile hıristiyanlar arasında birlikte paylaşılan türbelerle ilgili kanıtlar var. Hıristiyanlar tarafından St. George olarak bilinen aziz, müslüman komşuları için Hızır idi. Ortaçağ şövalye hikâyelerinin kahramanı Roland, bazen tıpkı hıristiyanlar gibi Osmanlı müslümanları tarafından da bir aziz olarak ululanıyordu. Birçok maddi nesne bize melezleşmenin varlığını hatırlatıyor. Örneğin, Osmanlı İmparatorluğu topraklarına katıldığında Macaristan'daki kiliseler camiye dönüştürüldü ve onlara minareler eklendi. Bölge 17. yüzyılın sonunda Habsburg İmparatorluğu'nun bir parçası olunca bu minarelerin bazıları varlığını sürdürdü. Bugün Transilvanya'ya giden ziyaretçiler Türk halılarıyla döşenmiş kiliselerle karşılaşabilirler. İstanbul'dan daha doğuya baktığımızda Çin Türkistanı'ndaki camilerin islamın gereklerine uygun biçimde Çin mimarisini benimsediklerini görüyoruz. İznik çinilerinin bazı motifleri Çin porseleninden, özellikle lotus (nilüfer) çiçeği ve yeni dünya (malta eriği) yaprağından esinlenmişti. Tersine olarak, bazı 17. yüzyıl Çin porselenleri, lale türü bitkisel süsleme örneğinde olduğu gibi İznik'ten esinlenmişti. Akdeniz ticareti de melezleşmeyi teşvik etmişti. Osmanlı dokumacılar bazı nedenlerle İtalyan ürünlerini kopya ederken, İtalyan zanaatçılar da İstanbul'a ihraç etmek için ürünlerini Osmanlı tarzında dokuyorlardı. Sahiplerinin Osmanlı İmparatorluğu ile ticaret yaptıklarına işaret eden doğu yayları hâlâ bazı Venedik saraylarının duvarlarında görülebilir. Buna karşılık batıda 'arabesk' olarak bilinen süsleme motifleriyle ilgili moda, Osmanlılar yoluyla 16. yüzyılda İtalya'ya ulaşmıştı. Melezleşme, modern Polonya'nın başlangıcındaki örneğin gösterdiği gibi ticaretin yanı sıra savaş tarafından da teşvik edildi. Osmanlılarla yapılan birçok savaşın sonunda Polonyalı askerler, düz batı tarzı kılıç yerine eğik palaları ve batı tarzı yelek ve pantolon yerine kaftanı benimsediler. Polonya soyluluğu, kendilerini Türklere karşı hıristiyanlığın savunucusu olarak nitelendiriyordu ancak onlar Britanya ya da Fransa'dan gelen ziyaretçilere Türk gibi görünüyorlardı. Umarım Türk okurlar bu kitabı ilginç bulacaklar ve kitap Britanyalılar ya da Brezilyalılardan daha az karışık olmayan kendi kültürel kimliklerini yansıtmalarına yardımcı olacaktır. Peter Burke
|
|
| |
|
|
| |
- Çevirmen
- Mustafa Topal
- ISBN No
- 978-605-88715-5-7
- Sayfa Sayısı
- 176
- Kapak Cinsi
- Karton Kapak
|
|
|
|
| |
|
Peter Burke ile ilgili Kitaplar
|
|
|
| |
|
|
| |
|
Kültürel Melezlik kitabı için yapılan yorumlar
|
“Kültürel Melezlik" için yapılan bir yorum
J. T. Leerssen, Amsterdan Üniversitesi
“Kültürel Melezlik, kültür ve kimlik konularındaki en son tartışmalara odaklanan, birbiriyle çatışan terminolojileri analiz etmek bakımından bize vazgeçilmez bir araç sağlıyor. İçinde yaşadığımız dünyayı biçimlendirmemize ve hayal etmemize yarayan kavramların kullanımını ve istismarını aydınlatmak için Peter Burke’nin tarihsel ve yaratıcı araştırmacılığına ihtiyaç var.”
|
| ozkan_artas |
| Öncelikle Asur Yayınlarına çok teşekkür ederim. Böyle bir sosyolojik çalışmaya köprü olup biz türk okurlara ulaştırdıkları için. Gerçekten çok güzel bir kitap emeği geçen herkesi kutluyorum. okumayanlara gerçekten tavsiye ediyorum. Çünkü KÜLTÜREL MELEZLİK üzerine çok güzel bir araştırma. |
| burcu_ |
|
|
| |
|
Asur Yayınları yayınevinin kitapları
|
|
|
|
| |
|
Sosyoloji - Toplum Bilimleri konusundaki kitaplardan bazıları
|
|
|
|
|
|